| Türkiye'nin Kıyı ve Deniz Alanları
I. Ulusal Konferansı TÜRKİYE
KIYILARI 97 SONUÇ BİLDİRGESİ 24-27 Haziran
1997, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kıyı Alanları
Yönetimi Türkiye Milli Komitesi' nce düzenlenen Türkiye Kıyıları 97 konferansına
katkıda bulunan, kamu kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler, özel sektör,
ve gönüllü kuruluşlarda görev yapan 130' un üzerindeki biz katılımcılar;
* Bizlere çok sayıda değerli doğal kaynağı sunan, ve değer biçilemez
kültürel ve tarihsel değerlerimizi barındıran kıyı ve deniz alanlarımızın akılcı
yönetiminin, ulusumuzun bugünü ve yarını açısından ne ölçüde önemli olduıunun
bilincinde olarak; * Son yıllarda kıyı alanlarımıza yoğunlaşan gelişmenin
ve insan etkinliklerinin yarattığı baskılardan, plansız, düzensiz ve yeterince
araştırılmadan projelendirilen ve uygulanan gelişmenin yol açtığı geri dönülmez
bozulmalardan ve yitirilen değerlerden endişelenerek; * Kıyı ve deniz
alanlarımızın özelliklerinin anlatılmasına yönelik araştırma çabalarının yetersizliğinden,
kıyı ve deniz alanlarımızın akılcı yönetimine katkıda bulunacak uzmanlık alanlarındaki
Üniversite programlarının yaygın olmamasından rahatsızlık duyarak; *
Giderek artarak gündeme gelen kullanım çelişkilerinin ve çatışmalarının çözülmesinin,
ve akılcı kaynak yönetimin olanaksız kılan çok başlılığın ivedilikle giderilmesinin
bilincinde olarak; aşağıda belirtilenlerin zaman geçirilmeden yapılmasının
zorunlu olduğunu kamuoyona duyururuz. 1. Kıyı alanlarımızdaki
araştırmaların özendirilmesi ve desteklenmesi, ulusal ve uluslararası nitelikteki
büyük ve kapsamlı projelerin örgütlenmesi ve yürütülmesi, kıyı araştırmaları yürüten
kurumlarımızın olanaklarını artırılması, ve ilgili kurumlar arasındaki işbirliğinin
ve eşgüdümün sağlanmasını amaç edinen uygun bir birim, TUBİTAK çatısı altında
oluşturulmalıdır. 2. Kıyı ve deniz alanlarında uygulanacak tüm projeler,
gerekli araştırmalar yaptırılarak kapsamlı ve güvenilir bilgilerle desteklenmelidir.
Kıyı ve deniz alanlarımızın, geri dönüşü olmayan bozulmalara uğramaması, değerli
doğal, kültürel ve tarihsel varlıklarımızın yitirilmemesi için, kıyı ve deniz
projelerinin yeterince araştırılmadan uygulanmasına geçilmesi alışkanlığımıza
son verilmelidir. Büyük projelerin uygulanmasından önce, yaptırılan araıtırma
ve proje çalıımalarının yeterliliği ve kalitesi, kamu çalışanlarının yanısıra
Üniversite öğretim üyelerinin de üyesi olduıu bir "üst kurul" tarafından
değerlendirilmeli, ve bu Kurul'un onayını alamayan projeler uygulanmamalıdır.
3. Kıyı ve deniz projeleriyle ilgili çevresel etki deıerlendirmesi
(ÇED) çalıımaları yürüten ve bunları değerlendiren gruplarda, kıyı ve deniz
alanlarıyla ilgili çeıitli uzmanlık alanları (deniz biyolojisi, deniz jeolojisi,
diıer deniz bilimleri, kıyı ekolojisi, kıyı mühendisiıi, balıkçılık, kıyı yerbiçimciliıi
gibi) temsilcilerinin yer alması zorunlu tutulmalıdır. 4. Kıyı yapılarını
planlama, projelendirme, uygulama ve denetleme görevini üstlenen, Ulaıtırma Bakanlııı
bünyesindeki Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları ınıaatı Genel Müdürlüıü'nün
"liman" boyutu, "Kıyı ve Deniz Yapıları ınıaatı Genel Müdürlüıü"
adıyla ayrılmalı, ve katma bütçeli bir kuruluı olarak yeniden örgütlenmeli, görev
ve yetkileri günün koıullarını yansıtan bir yasayla yeniden belirlenmelidir.
Bu kuruluı, kıyı ve deniz yapılarını planlama, araıtırma ve projelendirme çalıımalarıyla
ilgili kurumlar ve kuruluılar arası eıgüdümü saılamada, projeleri uygulamada ve
denetlemede yetkili olmalıdır. 5. Kıyı alanlarımızın akılcı yönetimi
için gerekli olan "bütünleıik" yönetim uygulamasının gerçekleıtirilmesi
için, bir yandan ilgili Bakanlıklarımız diıer yandan toplumun deıiıik kesimleri
arasında eıgüdümü ve iıbirliıini saılayacak, yerel ölçeklerdeki kıyı yönetimi
çabalarını özendirecek ve destekleyecek (parasal, teknik donanım, gerekli insangücü,
ve diıer açılardan), güçlü bir eıgüdüm kurumu zaman geçirilmeden oluıturulmalıdır.
Bu kurum, ilgili Bakanlıkları birlikte karar vermeye zorlayıcı nitelikte kurulmalı,
ve kıyı yönetimiyle ilgili olarak ülkemizin çeıitli yörelerindeki olumlu yönetim
ve koruma çabalarına önemli düzeylerde kaynaklar saılayabilecek durumda olmalıdır.
6. Ülkemizde bugün, kıyı yönetimi için kullanılabilir bir çok araç
bulunmaktadır. Baıta "Kıyı Kanunu" olmak üzere bir çok yasalarımız,
kıyı alanlarımızdaki "Özel Çevre Koruma Bölgeleri", Milli Parklar, diıer
tanımlı koruma alanları için özel yönetim çabalarımız, Çevre Bakanlııı'mız,
kamu kuruluılarımızda giderek yaygınlaıan "Çevre Daireleri ya da ıubeleri",
ve deıiıik ölçeklerde geleneksel olarak yürüttüıümüz planlama uygulamalarımız
bu araçlar arasında sayılabilir. Bugün, genel olarak etkili düzeylerde kullanılamayan
bu araçların etkinliklerini artırmaya yönelik düzenlemelerin yapılması, yeni araçların
keıfedilmesi ve uygulamaya konulmasına oranla daha yararlı ve sonuç verici olarak
deıerlendirilmektedir. 7. Kıyı ve deniz yönetimine katkıda
bulunan uzmanlık alanlarıyla ilgili olarak Üniversitelerimizdeki eıitim programlarının
bugünkü düzeyi yeterli olmaktan çok uzaktır. Kıyı ve deniz alanlarını ve
yönetimini deıiıik açılardan ele alan yeni lisansüstü programlar oluıturulmalı,
var olanlar geliıtirilmelidir. Bu programları tamamlayan uzmanlara
iı olanakları saılanmalıdır. Kıyı ve deniz alanlarının yönetilmesi ve korunması
yönünde sürekli eıitim programları düzenlenmeli, kamunun konuyla ilgili eıitilmesi
ve biliçlendirilmesine yönelik etkinlikler desteklenmelidir. 8.
Kıyı ve deniz alanlarımızın planlanmasında, insan gereksinmeleri yanısıra ekolojik
deıerlerin korunmasını öncelikle gözeten "ekolojik planlama" yaklaıımı
biran önce benimsenmeli, Üniversitelemizin planlama bölümlerinin programları bu
doırultuda geliıtirilmelidir. 9. Ekolojik açıdan duyarlı kıyı ve
deniz alanlarımızın yönetilmesi için "ekosistem yönetimi" ilkelerini
benimseyen bir yönetim biçimi oluıturulmalı, soyu tehlikedeki türlerin yaıama
alanları koruma altına alınmalı, bu türlerin için ulusal eylem planları hazırlanmalı
ve uygulanmalıdır. 10. Kıyı ve deniz alanlarımzın akılcı yönetiminin
saılanmasında, hükümet dııı sivil toplum örgütleri ve kuruluıların katılımı ve
katkısı, vazgeçilemez bir önkoıuldur. Merkezi ve yerel yönetim kuruluıları
bu olanaıı sonuna dek deıerlendirmelidir. Toplumumuzun her kesimi, sivil
toplum örgüt ve kuruluılarının geliımesine ve etkinliklerine destek olmalıdır. |