| Türkiye'nin Kıyı ve Deniz Alanları
III. Ulusal Konferansı TÜRKİYE
KIYILARI 01 SONUÇ BİLDİRGESİ 26 - 29 Haziran
2001, Yıldız Teknik Üniversitesi · Coğrafik, jeolojik, biyolojik,
sosyal ve ekonomik açılardan değişiklikler gösteren kıyı alanlarımızın, Ülkemiz
ekonomik ve kültürel gelişmişliği, insanlarımızın bugünkü ve gelecekteki refah
ve mutlulukları açılarından büyük önem taşıdığının bilincinde olarak; · Özellikle
son 20 yılda, bölgesel, ulusal ve yerel düzeylerde çeşitli çabalar olmasına karşın
kıyı alanlarımızın iyi yönetilmediğini, yanlış alan kullanımlarının ve kullanım
çelişkilerinin hem ekonomik gelişmeye zarar verdiğini, hem de doğal kaynakların
ve çevresel değerlerin korunmasını güçleştirdiğini saptayarak; · Genelde kıyı
alanlarımızın, ve özellikle doğal, kültürel ve ekolojik önemleri nedeniyle öne
çıkan duyarlı kıyı alanlarımızın yönetimi için, Ülkemizde bugün çeşitli araçlar
bulunmasına karşın bunların yeterince olumlu kullanılamamasından üzüntü duyarak;
· Kıyı alanlarının korunması için bir çok yasal düzenlemelerin bulunmasına karşın
bunların, gerektiği gibi uygulanamaması sonucu yeterince yarar sağlamadığını izleyerek;
· Kıyı alanlarımızın iyi yönetilebilmesi için gerekli veri ve bilgilerin
ülke genelinde yeterli olmaktan çok uzak olduğunu, mevcut bilgilere erişmenin
de zor olmasının çok önemli bir sorun oluşturduğunu bilerek; · Parlamento,
hükümet, kamu yöneticisi, yerel yönetici ve genel halk olarak tüm düzeylerde,
kıyı alanlarımızın iyi yönetilmesi ve korunması için gereken bilincin zayıf olduğunu,
ve bu bilincin oluşmasına ve gelişmesine yönelik eğitim etkinliklerinin yeterli
oladığını ve desteklenmediğini görerek; Biz, Türkiye'nin Kıyı ve Deniz Alanları
III. Ulusal Konferansı'na (26-29 Haziran 2001, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul)
katılan ve çeşitli kesimleri temsil eden delegeler, aşağıdakilerin ivedilikle
gerçekleştirilmesinin gerekli olduğunda görüş birliğindedirler: 1. Kıyı
alanları yönetimi için Ülkemizde mevcut olan araçların kullanımlarının iyileştirilmesi,
bu değerli alanlarımızın ve doğal kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı yolunda
önemli ilerlemeler sağlayacaktır. Bu bağlamda, bir yandan Kıyı Kanunu'nun geliştirilmesi
ve kişisel yorumlara yer bırakılmadan kolaylıkla uygulanabilir duruma getirilmesi,
diğer yandan arazi kullanım planlaması ve çevresel etki değerlendirmesi süreçlerinin,
saydamlık ve katılımcılık düzeylerleri yükseltilerek iyileştirilmesi özellikle
önem taşımaktadır. 2. Kıyı alanlarının doğal, kültürel, ve ekolojik özellikleri,
ülkemizin kalkınması ve insanlarımızın refahı ve mutluluğu için taşıdığı önem
konularında, parlamenterlerden sokaktaki insana kadar her kesimi hedef alan eğitim
programlarının hazırlanması ve uygulanması, kamu kuruluşları ve özel sektör tarafından
desteklenmelidir. Sivil toplum örgütlerimiz, bilimsel kuruluşlarla işbirliği yaparaktan,
sözü edilen eğitsel etkinlikleri gerçekleştirmede önemli görevler üstlenebilirler.
Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar gibi özellikle korunan kıyı alanları,
buralara "ziyaretçi merkezleri" kurularaktan, halkın eğitimi ve biliçlendirilmesinde
çok önemli işlevler görebilir. 3. Ayrıca, bugün için ülkemizde bulunmayan
doğal yaşam müzeleri ve akvaryumlar, özellikle çocukların ve genel olarak tüm
halkın doğa, kıyı ve deniz kültürünün gelişmesine, koruma bilincinin oluşmasına
önemli katkılar sağlayacaktır. Doğal yaşam müzeleri ve akvaryumlar ayrıca, turistler
için aranılan ziyaret yerleri olma özellikleriyle de yarar sağlayacaktır. 4.
Kıyı ve deniz alanlarıyla ilgili uygulamaları olan kamu kuruluşlarındaki çalışanların,
konuyla ilgili hizmet içi eğitimi sürekli olarak alabilmeleri önem taşımaktadır.
Ulusal ve uluslararası nitelikteki bilimsel toplantılar, bu eğitim için çok yararlı
olanaklardır. Kamu kuruluşları, çalışanlarının bu tür toplantılara katılmalarını
ve katkı yapmalarını teşvik etmeli, ve bütçelerinde bu amaç için yeterli ödenek
sağlamalıdır. 5. Kural olarak, özel korunan alanların rekreasyon ve turizm
amaçlı kullanımlarından oluşan parasal kaynaklar tümüyle, bu alanların korunması
ve iyileştirilmesi amaçları için kullanılmalıdır. Bu nedenle bu tür kıyı alanlarının
yönetimi, ilgili kuruluşlar tarafından protokoller yapılarak, kuruluş amaçları
bu tür alanların korunması olan sivil toplum örgütlerine kiralanmalıdır. 6.
Kıyı alanlarının ve buralardaki doğal kaynakların, katılımcı biçimde "yerinden
yönetilmeleri"nin en akılcı yaklaşım olduğu, dünyadaki pek çok örnekleriyle
kanıtlanmıştır. Yerel yönetimlerin bu işlevi gerçekleştirebilmeleri için, yasal,
örgütsel ve parasal açılardan güçlendirilmeleri gerekir. Doğal ve kültürel değerlerin
özellikle baskı altında oldukları türizm bölgelerindeki belediyelerin parasal
kaynaklarının artırılması için, A.B.D ile birlikte pek çok Avrupa ülkesinde, konaklama
ücretleri içinde yer alan, ve doğrudan yerel yönetimlere aktarılan "ziyaretci
vergisi" uygulamasının ivedilikle ülkemizde de başlatılması doğru olacaktır. 7.
Kıyı alanlarımızın doğal, kültürel ve ekolojik özellikleriyle ilgili verilerin
ve bilgilerin, bütünsel bir yaklaşımla toplanması ve saklanması için bir program
başlatılmalıdır. TUBİTAK bünyesinde bir "Kıyı Bilimleri ve Yönetimi"
birimi oluşturularak gerçekleştirilebilir bu projede, yerinde toplanan veri ve
bilgiler yanısıra, uzaktan algılama yöntemi de kullanılmalı, elde edilen tüm bilgiler
ülke çapındaki bir coğrafi bilgi sistemine yerleştirilmelidir. Bu çabaların bir
yan ürünü olarak, Türkiye kıyılarının bilinen tüm özelliklerini sergileyen "kıyı
atlasları" nın hazırlanması, kıyı alanlarımızın iyi yönetilebilmesi ve korunması
doğrultusunda önemli yararlar sağlayacaktır. 8. Hükümetin gündeminde olduğu
bilinen hazine arazilerinin satışının gerçekleşmesi durumunda, ekolojik açıdan
önem taşıyan kimi kıyı alanlarımızın özel mülkiyete geçmesi, kıyı alanları yönetimiyle
ilgili sorunlarımızı çok daha ciddi boyutlara taşıyacaktır. Bu tür alanların kesinlikle
satılmaması, öncelikle koruma amaçlı sivil toplum örgütlerine kiralanması önerilmektedir. |